Hey Gidi Günler Dememek İçin !
Sayıları 1000`i aşmasına ve en çok takip edilen 2.medya olmasına rağmen radyo eski günlerini arıyor. “Sanat havuzu” olmasına, binlerce çalışanı, milyonlarca dinleyicisine, hayatta en sıcak arkadaşlardan biri olmasına rağmen eski günlerini arıyor. Üstelik “medya cini” ama cinliği sadece kendine: ne reklamverenlere, ne telif meslek birliklerine, ne de devlete cinlik yapabiliyor. Reklam ajansları daha çok para kazandıkları medyaları doğal olarak tercih ve lanse edince, radyonun reklam pastasındaki payı eriyip duruyor (2005 yılının ilk 6 ayında % 3.3`e kadar düşmüş radyo reklam gelirlerinin reklam pastasındaki payı); meslek birlikleri, telifi ödemeye hazır kuruluşlara ödemesi imkansız tarifeler gönderiyor (Ankara`daki bir ulusal radyo istasyonundan 300 milyara yakın yıllık telif ödemesi istenebiliyor), devlet vergi ve aidat istediği radyolara itibar edipte ne resepsiyonlara ne de basın toplantılarına davet ediyor. Radyolar için geriye çalışanları ve sadık dinleyicileri kalıyor. Kuşkusuz durumdan radyo sahipleri, yayıncılar, yöneticiler de açık müsebbip. Onlar da televizyonların gölgesinde kalmaktan rahatsız görünmüyorlar. Seslerini birleştirip güçle haykırmıyorlar. Daha yazılacak, şikayet edilecek çok konusu var radyoların. Biz bir mum yakmayı tercih ettik ve 2003 yılında Radyo Yayıncıları Derneği`ni kurduk. Derneğimiz radyo dinleme araştırmaları, Radyostar yarışmaları, Radyonun Yıldızları dinleyici oylaması çalışmaları yaparak sektöre ilgi çekmeye çalıştı. Şimdi de güzel bir çalışmayla devam ediyoruz: “Radyoskop”... Radyoskop’u sektöre dinamizm kazandırmada bir maya olarak görüyoruz. Umarım çaldığımız maya tutar da radyoları birlikte özlediği günlere kavuştururuz. |